Tüm Zamanların En İyi Savaş Filmleri

0
601

Savaşlar, ülkeler arası rekabetin geldiği son noktadır. İnsanlık tarihi kadar eski olan savaşlar, toplu göçlerden toplu yok oluşlara, her biri bir yenisine sebep olan farklı yeni savaşlara, haritaların değişmesinden devrimlere kadar bir çok toplumsal ve siyasi olaya sebebiyet vermiştir. İnsan hayatını bu kadar derinden etkileyen olayların sinemaya hakkınca aktarılmaması da düşünülemezdi elbette. Bazı yapımlar savaşların barındırdığı yoğun dramı ve aksiyonu seyirciye dört dörtlük bir şekilde aktarır ve seyirciyi uzun yıllar etkileyecek izler bırakır. Onlardan en iyilerini sizler için derledik.

1. Dağ (2012)

Filmin yönetmenliğini, yapımcılığını ve senaristliğini tek başına Alper Çağlar üstleniyor. Filmin konusu; İstanbullu, bedelli askerliğe hakkı ve parası olan Oğuz’un, sürekli atıştığı Keçiören kabadayısı Bekir’le beraber, omuz omuza girmek zorunda kalacakları zor bir sınavı ele alıyor. Cesaret sınırlarını test edecek olan bu iki genç asker, baskından önce karargâhtaki husumetlerini bir kenara bırakıp, kimsenin onlara yardım edemeyeceği bu dondurucu ve vahşi ortamda teröre karşı birlikte mücadele edecek ve büyük kahramanlıklar sergileyeceklerdir. Başrollerinde Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Fırat Doğruluoğlu, Mesut Akusta yer almaktadır. Devam filmi olan Dağ 2 ise 2016 yılında çıkmıştır.

2. Der Untergang (Çöküş, 2004)

Oliver Hirschbiegel’in yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosu, Joachim Fest isimli tarihçinin yazdığı Inside Hitler’s Bunker (Hitler’in Sığınağında) adlı eserden esinlenilen filmde; Adolf Hitler’in çöküşüyle sonlanan hayat hikâyesi anlatılıyor. Hitler’in son günleri, sekreteri Traudl Junge’nin anılarına dayanmaktadır. Son günlerini bir sığınakta geçiren Hitler’i ise muhteşem oyunculuğuyla kendine hayran bıraktıran Bruno Ganz canlandırmaktadır. Thomas Kretschmann, Alexandra Maria Lara, Christian Berkel gibi isimler de ona eşlik etmektedir.

3. Gladiator (Gladyatör, 2000)

Ridley Scott’un yönetmenliğini yaptığı, ABD-İngiltere ortak yapımı filmin başrollerini Russell Crowe, Connie Nielsen ve Joaquin Phoenix paylaşıyor. Efektler, oyunculuklar, diyaloglar ve senaryosuyla izleyiciden geçerli not alan film; Antik Roma İmparatorluğu’nda geçiyor. Roma’nın en başarılı komutanlarından Marcus Nonius Macrinus’un ihanete uğramasını ve hayatta kalma mücadelesini ele alan film; en sevilen savaş filmleri arasında. 11 dalda Oscar’a aday olan ve beşini kazanan filmin, ikincisi 18 sene aradan sonra çekilmeye başlandı. Hayranlarının sabırsızlıkla beklediği devam filminin ne zaman gösterime girececeği henüz belli değil.

4. La Vita è Bella (Hayat Güzeldir, 1997)

II. Dünya Savaşı zamanında karısı ve oğluyla birlikte Yahudi toplama kamplarına götürülen Yahudi bir babanın ve peşinden giden İtalyan bir annenin, çocuğunu korumak için yaptıklarını anlatıyor. Filmin ilk yarısı romantik ve slapstick türde olup II. Dünya Savaşı’ndan birkaç yıl öncesinde geçmektedir. İkinci yarısı ise dram ağırlıklıdır.  İtalyan yapımı olan film 1998 Cannes Film Festivali’nde Büyük Ödül’ü kazandı. 7 dalda Oscar’a aday olan film; üçü Oscar olan farklı kategorilerde yaklaşık 45 ödüle sahiptir. İzleyiciden geçerli not alan film, klişeleşmiş kavramları mükemmel şekilde gözler önüne sererek, bizlere gerçek bir başyapıt sunuyor. Başrollerde, Roberto Benigni, Giorgio Cantarini, Nicoletta Braschi gibi isimler bulunuyor.

5. Come and See (Gel ve Gör, 1985)

SSCB yapımı Elem Klimov filmi olan Come and See’nin orijinal adı İdi i Smotri’dir. Belaruslu yazar Ales Adamoviç’in kendi çocukluğunda deneyimlediği olaylardan yola çıkarak yazdığı, “Kathyn’in Öyküsü” kitabından uyarlanan filmde; II. Dünya Savaşı’nda Alman işgali altındaki Sovyet Beyaz Rusya’sında bir gencin partizanlara katılma hikâyesi çevresinde, Alman faşizminin saldırısının etkileri ve savaşın gerçekliği bir Rus çocuğun üzerinden anlatılmaktadır. Düşük bütçesi ve ortaya konulduğu yıl itibarıyla kısıtlı imkanlarla yapılan film; yüksek bütçeli çoğu filmden iyidir diyebileceğimiz kadar iddialı.

6. Under Sandet (Mayın Ülkesi, 2015)

Yönetmenliğini Martin Pieter Zandvliet’in yaptığı Almanya-Danimarka ortak yapımı film; İkinci Dünya Savaşı sonrası Danimarka’da Almanlar tarafından döşenen ve gömülü olan mayınların, esir düşmüş bir grup genç Alman askerinin etkisizleştirmek üzere görevlendirilmesini konu alıyor. Gerçek bir olaydan esinlenen filmde; savaş psikolojisini, çocuk askerlerin dramı, zalimlik gibi konular gösterişten uzak oyunculuklarla harmanlanmış. Oscar ve birçok daha ödüle layık görülen ve adaylıkları olan film oldukça beğenilmiş.

7. Dunkirk (2017)

Listenin en yeni filmi olan Dunkirk’in yönetmen koltuğunda; bilim kurgu ve savaş filmlerinin olmazsa olmaz yapımcı ve yönetmeni Christopher Nolan oturuyor. Film, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz ordusunun Fransa’nın Dunkerque kıyılarında 400 bin askerle sıkışması ve bu ordunun, deniz desteğiyle Dunkerque’ten tahliye edilmesini konu almaktadır. Filmin başrollerinde Fionn Whitehead, Tom Glynn-Carney, Jack Lowden, Harry Styles, Mark Rylance ve Tom Hardy yer almaktadır. Birçok dalda Oscar’ı bulunan filmin müzikleri de Hans Zimmer tarafından yapılmaktadır. Yeni çıkmasına rağmen piyasayı sallayan ve oldukça beğenilen filme, Nolan için bile şans verilebilir.

8. The Pianist (Piyanist, 2002)

Polonyalı ünlü piyanist Wladyslaw Szpilman’ın anılarını anlattığı aynı isimli kitaptan sinemaya uyarlanan film; Nazi işgali altındaki Polonya’da, bir şekilde esir kampına gitmekten kurtulan ünlü piyanistin; Varşova’nın kenar mahallelerindeki hayatta kalma mücadelesine odaklanır. Filmin müziklerinin çoğu Chopin’in nocturne’lerinden oluşur. Filmin başrollerinde; filmdeki performansıyla Oscar’a layık görülen Adrien Brody, Thomas Kretschmann, Emilia Fox, Frank Finlay yer almaktadır.

9. Das Boot (Denizaltı, 1981)

Listenin en eski filmi olan Das Boot; daha henüz Doğu Almanya ve Batı Almanya’nın birleşmediği yıllarda, Batı Almanya yapımı olan filmin yönetmen koltuğunda; Truva filmiyle de bir hayli ses getiren Wolfgang Petersen oturuyor. Film; İkinci Dünya Savaşı’nda; özel bir operasyon dahilinde İngiliz savunmasını yok etmeye giden bir Alman denizaltısının, bir İngiliz atağıyla kapana kısılmasını ve mürettebatın kendilerini kurtarmaya çalışmasını ele alır. 3 saat 29 dakikalık film; uzunluğuyla korkutsa da, savaş halindeki askerlerin psikolojilerine yoğunlaşıldığı film, bu insani yönüyle diğer savaş temalı filmlerden ayrılmıştır. Film, bir Alman filminin en çok sayıda Akademi Ödülü’ne aday gösterilmesi rekorunu bugüne kadar elinde tutmaktadır. 2018 yılında film tekrar çekilse de eskisi kadar beğenilmemiş.

10. Hacksaw Ridge (Savaş Vadisi, 2016)

İkinci Dünya Savaşı’nda ateşli silah ya da savaş aleti taşımayı reddederek, tek bir kurşun sıkmadan bir sürü insan kurtaran, barış yanlısı, Amerikalı savaş doktoru Desmond Doss hakkındaki 2016 Amerikan yapımı biyografik savaş filmi. Yönetmen koltuğunda Mell Gibson’un oturduğu, senaryosunu Andrew Knight’ın yazdığı filmin; başrollerinde ise Örümcek Adam’dan tanıdığımız Andrew Garfield, Sam Worthington, Luke Brace, Teresa Palmer, Hugo Weaving yer alıyor. Filmin birçok dalda Oscar’a ödülü ve adaylığı vardır.

11. Enigma: The Imitiation Game (Enigma: Yapay Oyun, 2014)

Başrollerini; Sherlock’la hafızalara kazanan Benedict Cumberbatch’ın ve Aşk ve Gurur’dan tanıdığımız Keira Knightley’in paylaştığı film; bilgisayar biliminin babası kabul edilen Alan Turing’in İkinci Dünya Savaşı sırasındaki başarısını anlatıyor. İngiliz istihbaratı tüm yoğun çabalarına rağmen Almanların kullandığı Enigma şifreleme sistemini çözmeyi başaramamıştır. Çözüm olarak İngiliz hükümeti Deniz Kuvvetleri Komutanlığı çatısı altında ülkenin en iyi şifre çözen beyinlerini ve kriptoloji uzmanlarını toplar. Bu isimlerden biri olan Alan Turing dengeleri altüst eder. Benedict Cumberbatch, bu filmdeki oyunculuğu sayesinde Oscar’da en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştır. Filmin kendisi de birçok ödül almış ve birçok ödüle de aday gösterilmiştir.

12. Schindler’s List (Schindler’in Listesi, 1993)

Yönetmenliğini yine Steven Spielberg’in yaptığı, ABD yapımı bir filmdir. Film; II. Dünya Savaşı sırasında, Oskar Schindler adlı bir Alman işadamının Polonya’da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalıştırması ve bu sayede 1100 Yahudinin hayatını kurtarmasını konu alıyor. Gerçek bir hayat hikâyesinden uyarlanan ve ünlü yönetmen Steven Spielberg’in en önemli yapıtları arasında sayılan film birçok kategoride Oscar almıştır. Siyah – beyaz geçen ve 195 dakika süren bu film, mutlaka izlenmesi gereken en önemli yapıtlardan bir tanesi.

13. Inglourious Basterds (Soysuzlar Çetesi, 2009)

Yine bir Quentin Tarantino şaheseri karşımıza çıkıyor. Tarantino’nun yazdığı ve yönettiği, başrollerini Brad Pitt, Christoph Waltz ve Mélanie Laurent’in paylaştığı, 5 bölümden oluşan filmin konusu 2. Dünya Savaşı’nda başlıyor. Olay örgüsü Yahudileri yakalamaya çalışan Nazi komutanlar, diğer taraftan Nazilere karşı bir araya gelmiş soysuzlar çetesi üzerine kuruludur. Film, yönetmen Tarantino’nun en yüksek gişe hasılatı elde eden yapımı olmakla birlikte, En İyi Film ve sekiz Akademi Ödülü adaylığı dahil olmak üzere birçok ödül ve adaylık almasıyla dikat çekiyor.

14. Saving Private Ryan (Er Ryan’ı Kurtarmak, 1998)

Yönetmenliğini Steven Spielberg’in yaptığı film; İkinci Dünya Savaşı’nda Yüzbaşı John H. Miller ve yanında bulunan askerlerin, diğer üç kardeşi savaş sırasında farklı cephelerde ölen, bunun sonucunda eve dönüş vizesi alan James Francis Ryan isimli askeri bulmaya çalışırken başlarından geçenleri konu almaktadır. Normandiya Çıkarması’yla başlayan filmin başrolleri ise adeta bir yıldızlar geçidi. Tom Hanks, Tom Sizemore, Edward Burns, Barry Pepper, Vin Diesel, Giovanni Ribisi, Matt Damon ve Adam Goldberg’ın gibi oyuncuların yer aldığı film; en iyi savaş sahnelerine sahip olan filmler arasında yer alıyor.

15. The Boy In The Striped Pyjamas (Çizgili Pijamalı Çocuk, 2008)

John Boyne’nin aynı adlı romanından uyarlama olan, Birleşik Krallık yapımı film; II. Dünya Savaşı sırasında bir Alman askerinin 8 yaşındaki çocuğuyla toplama kampı Auschwitz’deki bir Yahudi çocuğun arkadaşlığını ele alıyor. Yönetmen, senarist ve yapımcı koltuğunun üçüne birden oturan Mark Herman’ın bu filmi; savaşı bir de çocukların gözünden anlatıyor ve aslında en çok onların zarar gördüğünü içeren bir mesaj veriyor. İnsanlık dehşetini masumiyetin gözünden anlatarak izleyiciyi derinden etkileyen bu film; içindeki sembollerle birçok gerçeği de sinematografik bir şekilde sunuyor.

Kaynak: 1

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz