Mutlaka Okunması Gereken Dünya Klasikleri

0
367

Klasikler her çağa hitap eden ustalıkla yazılmış eserlerdir. Okuyanın ufkunu arşa çıkaran en iyi klasik eserlere derledik.

1.

Turgenyev’in de başyapıtı olan “Babalar ve Oğullar” dünya edebiyatının en önemli klasik eserlerindendir. Turgenyev, 1800’lerin sonunda geçen bu romanında, kahramanı Bazarov’u merkez olarak o dönemin Rusya’sındaki kuşaklararası çatışmayı ustalıkla anlatırken; eski ile yeniyi ve yenilikçilik ile tutuculuğu karşılaştırmıştır.

2.

“Duygular nerede biter, açgözlülük nerede başlar?”

Jane Austen’ın yirmi bir yaşında yazdığı Aşk ve Gurur 18. yüzyıl İngiltere’sinin taşralı-soylu çatışmasının atmosferinde, kalıp düşüncelerin aslında nasıl da tam tersine dönüşeceğinin romanıdır. Yazarın kendi yaşadıklarından da izler taşıdığı düşünülen kitapta, taşralı Elizabeth Bennett ve onun kalabalık ailesinin soylu ve zengin Charles Bingley’in, Bennet ailesinin yaşadığı yere yakın bir malikâneyi kiralamasıyla birlikte işler değişir. Charles Bingley’in yakın arkadaşı Fitzwilliam Darcy ile Elizabeth Bennett’in baloda dans etmelerinin ardından ikili arasındaki sürtüşme başlar. Denilebilir ki soyu ve zenginliğiyle gururlanan Darcy’nin soylu olmayan Elizabeth için duyduğu önyargı, Elizabeth’in ise Darcy’e karşı ahlaklı gururuyla Darcy’nin zenginliğine duyduğu önyargı romanın akışında hem karakterleri hem de okuru şaşırtacak seyriyle akıp gitmektedir.

“Bir kadının erdemini kaybetmesi, telafi edilmesi imkânsız sonuçlar doğurur. Attığı tek bir yanlış adım sonsuza dek acı çekmesine neden olur. Bir kadının itibarı da güzelliği kadar hassastır.”

3.

En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.

Rus edebiyatının temel taşlarından Fyodor Dostoyevski’nin 1864 yılında yazdığı ve varoluşçuluğun ilk romanı kabul edilen, Camus, Sartre, Kafka gibi pek çok yazara esin kaynağı olan Yeraltından Notlar, her cümlesi ile okuyucunun zihnine ilmek ilmek işleyen bir başyapıt.

4.

Tüm zamanların en büyük aşk klasiklerinden ve başyapıtlarından biri olan Genç Werther’in Acıları, 1774 yılında ilk kez yayımlanmasından hemen sonra bütün Alman toplumunu, özellikle gençleri derinden etkilemiş ve o yıllarda Almanya’da pek çok intihar olayının yaşanmasına neden olmuştur. Genç Werther’in Acıları, Goethe’yi Alman Edebiyatının Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) akımının öncüsü haline getirmeyi başarırken, parodiler, operalar, şiirler ve tiyatro oyunlarına uyarlanan, barındırdığı tutkulu ve kendi kendini yok eden başkahramanıyla romantik Avrupalı okurların kült bir eseri haline gelmiştir.

Genç Werther ruhunu, okurlarına keyifli ve aynı zamanda umutsuz aşk mektuplarıyla, karşılıksız aşkıyla anlatır. Onun hikâyesi bir bakıma “itiraf” edebiyatının da kapılarını aralayarak, Goethe’nin yaşamışlığını, yarım kalan, üzücü aşk hikâyesini gözler önüne serer.

Roman, her ne kadar bir aşk hikâyesi olsa da içinde taşıdığı toplumsal eleştiri açısından da önem teşkil eder. Genç Werther’in Acıları, 18. yüzyılda, köşeye sıkıştırılmış genç bireyin manifestosu olarak da okunabilir.

5.

Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı. Toplumsal sorunlar ve politikayla yakından ilgilendi, 1848 ayaklanmalarının ardından Kurucu Meclis’e katıldı, daha sonra milletvekilliği yaptı, l’Evénement adlı bir gazete çıkardı. 1852’de Louis Bonaparte’ın imparatorluğunu ilan ettiği hükümet darbesine karşı çıktığı için sürgün edildi. Cezası 1859’da sona erdi, fakat imparatorluk yıkılana kadar gönüllü olarak sürgünde kaldı, 1870’de Fransa’ya döndü. 1871’de Paris Komünü’nü desteklemese de komüncüleri savundu. 1831 yılında yayımlanan romanı Notre Dame’ın Kamburu klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alır.

6.

En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.

Ailesini doyurabilmek için ekmek çalan ve bu yüzden kürek mahkûmu olan Jan Valjean, on dokuz yılın ardından serbest bırakıldığında bütün kapıların ona kapandığını görür. Bir piskoposun merhameti ile ikinci bir şans elde eden Valjean yeni kimliğiyle toplumda saygın bir yer edinir ama geçmişi peşini bırakmaz. Kendisine emanet edilen ve kızı gibi gördüğü Cosette’le birlikte Paris’in çalkantılı zamanlarında sakin bir hayat sürmeye çalışırken, attığı her adımı gölge gibi takip eden kanun adamı Javert’in onun için başka planları vardır.

Hayata umutla sarılmanın, mücadelenin ve yasaların çürümüşlüğünün gerçek olaylardan esinlenilerek yansıtıldığı Sefiller, adaletsizliğe karşı bir duruşun temsilcisi olmuştur.

7.

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Savaş ve Barış, Diriliş ve Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, sadece toplumsal olayları değil, bireyin duygularını da olağanüstü tasvir yeteneğiyle aktarmıştır. Yazar, en ünlü eserlerinden biri olan Anna Karenina’da evlilik, aşk ve ölüm konularını derin bir gözlem gücüyle ele almış, muhteşem edebi dehasıyla işlemiştir. 1875-1877 yılları arasında Ruskiy Vestnik dergisinde tefrika edilen romanın ilk baskısı 1878’de yapılmıştır.
Pek çok yazar ve eleştirmen Anna Karenina‘yı gelmiş geçmiş en büyük roman saymaktadır. Tolstoy’un bu büyük eseri birçok kez sinemaya da uyarlanmıştır.

8.

Tutkular Sessiz Bir Kalbin Çığlığıdır

O, vadinin zambağıydı; çiçeklerini cennet için açan, vadiyi erdemlerinin kokusuyla dolduran.

Balzac’ın “en kusursuz romanım” dediği Vadideki Zambak, romantizm ile realizmin kavşağında yaratılmış, tutkunun ateşten çekiciyle dövülmüş büyük bir yapıt. Romanda, kocasıyla mutlu olmayan, buna rağmen ona ve anneliğine ihanet etmeyi asla düşünmeyen bir kadının duyguları ile değerleri arasındaki savaşına şahit oluruz. Balzac’ın da dediği gibi, “Madam de Mortsauf’un tutkuya karşı verdiği bu savaş, belki de bilinen en ünlü savaşlar kadar büyüktür.”

9.

Zengin olmak için akıl almaz bir plan yapan Çiçikov, sahip oldukları köylü sayısı üzerinden vergi ödemek zorunda olan toprak sahipleriyle görüşür. Rusya’daki önemli bir kanuni boşluk sayesinde, sadece resmi kayıtlarda yaşıyor görünen köylüleri kâğıt üzerinde satın almak ister. Ölü canlar üzerinden yapılan pazarlıklar, karikatürize edilmiş karakterlerle daha da çarpıcı hale gelir ve okurun aklında tek bir soru oluşur: Artık yaşamayan birinin sahibi kimdir?

Gogol’ün, Puşkin’in önerisiyle İlahi Komedya’dan esinlenerek yazdığı ve zengin olma hayalinin peşinde karanlık yollara sapmanın kolay ve alışılagelmiş olduğunun gösterildiği bu eseri, Uğur Büke’nin özenli çevirisiyle sunuyoruz.

10.

Düştüğü yoksulluk çıkmazında toplum kurallarının bağından kurtulduğuna inanan bir gencin hikâyesini anlatan Suç ve Ceza ahlâkın anlamını sorgular.Dostoyevski’nin yazın hayatının olgunluk döneminde kaleme aldığı Suç ve Ceza, Raskolnikov adlı gencin ahlâki hesaplaşması üzerinde yükselir: Raskolnikov öldürmeyi planladığı tefeciden aldığı parayı hayırlı bir amaç için kullanırsa, işlediği suçun doğasını kalıcı biçimde değiştirebilir mi? Hırsızlık ve cinayet gibi suçlar, “yüce amaç”larla işlenmesi durumunda cezasız kalabilir ve vicdanın yükünden kurtulabilir mi? Dostoyevski’nin en çok okunan romanı olan Suç ve Ceza, yayımlandığı günden bu yana insan ideallerini ahlâki ve felsefi sorularla sınamaya devam ediyor.

Kaynak: 1

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz