Türkiye’nin Gündeminden Düşmeyen Ayasofya Neden Önemli, Neden Tartışma Yaratıyor?

0
998

29 Mayıs’ta İstanbul’un fethinin yıldönümü nedeniyle yapılan kutlama törenleri kapsamında Fetih Suresi okunmasıyla Ayasofya yine gündem oldu.

Ayasofya adındaki “aya” sözcüğü “kutsal, azize”, “sofya” sözcüğüyse herhangi bir kimsenin adı olmayıp Eski Yunancada “bilgelik” anlamındaki sophos sözcüğünden gelir. Dolayısıyla “aya sofya” adı “kutsal bilgelik” ya da “ilahi bilgelik” anlamına gelmekte olup Ortodoksluk mezhebinde Tanrı’nın üç niteliğinden biri sayılır.

yüzyılın ünlü bilim adamları, fizikçi Miletli İsidoros ve Trallesli matematikçi Anthemius‘un yönettiği Ayasofya’nın inşaatında yaklaşık 10.000 işçinin çalıştığı ve I. Justinianus‘un bu iş için büyük bir servet harcadığı belirtilir. Bu çok eski binanın bir özelliği, yapımında kullanılan bazı sütun, kapı ve taşların binadan daha eski yapı ve tapınaklardan getirilmiş olmasıdır.

Günümüzde müze olarak korunan yapı zaman zaman Türkiye’nin gündeminde kendine yer bulmaktadır.

Bunlardan sonuncusu 29 Mayıs’ta İstanbul’un fethinin yıldönümü nedeniyle yapılan kutlama törenleri kapsamında Ayasofya’da Fetih Suresi okunmasıyla oldu. Ayasofya’da Fetih Suresi’nin okunması Yunanistan’ın tepki göstermesine yol açmış, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Ayasofya’da Kuran’dan ayetler okunmasının “Hristiyanların dini duygularına hakaret anlamına geldiğini” belirtmişti.

Türkiye ise bu sözlere Ayasofya’nın niteliğine ve uluslararası sözleşmelere aykırı bir şekilde hareket etmediğini söyleyerek yanıt vermişti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 3 Haziran’da 24 TV’ye yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhuriyeti’nde ezanın ya da Kur’an-ı Kerim’in nerede okunacağını biz başka birine mi soracağız? Türkiye’ye bu konuda akıl verecek son ülke Yunanistan. Avrupa’da camisi olmayan tek başkent Atina. Ayasofya, Türkiye Cumhuriyeti’nin mülküdür ve fethedilmiştir” dedi.

Ayasofya, zaman zaman Erdoğan’ın açıklamaları ve düzenlenen etkinliklerle gündeme gelen ve tartışma yaratan konular arasında yer alıyor.

Hıristiyanlık inancı tarafından da kutsal yapılardan biri olarak görülen Ayasofya’nın Müslümanlar için ibadete açılacağına dair açıklamalar uluslararası alandan da bazı tepkilerin gelmesine neden oluyor.

Peki Ayasofya neden tartışmalı ve neden önemli bir yapı?

Ayasofya’nın tarihi ne, hangi tarihte inşa edildi?

360 yılında Bizans İmparatoru İkinci Konstantin tarafından açılışı yapılan kilisenin tahta çatısı, 404 yılında yandı. O tarihte ilk kez büyük bir tamirattan geçen kilise, şimdiki halini 532-537 yılları arasında, Bizans İmparatoru Birinci Justinyan’ın emriyle yapılan inşaat çalışmaları sonrasında aldı.

Piskoposluğun merkezi olan ve Bizans İmparatorluğu’nun büyük önem verdiği kilisenin inşaatından, Bizanslı mühendis Miletus İsidor ve matematikçi Tralles anthemius sorumluydu. İnşaatta 10 binden fazla işçi çalıştı.

Kilisenin inşaatı 5 yıl 10 ayda bitti ve Bizanslı tarihçiler tarafından o dönem dünyanın en büyük yapısı olduğu yazıldı. Kilisenin içindeki mozaiklerin tamamlanması ise 565-578 yılları arasında oldu.

1204 yılına kadar çeşitli depremler ve yangınlar atlattı.

Defalarca yeniden inşa edildi. 1204 yılında doğuya sefere giden Haçlıların eline geçen kilise, bu tarihten 1261’e kadar Roma Katolik Kilisesi’ne çevrildi. 1261’de Bizanslıların İstanbul’un hakimiyetini yeniden ele geçirmeleriyle birlikte Ayasofya yeniden Ortodoks Kilisesi olarak kullanılmaya başladı.

Ayırt edici özellikleri nelerdir?

15 yüzyıl boyunca ayakta duran yapı sanat tarihi ve mimarlık dünyasının baş yapıtları arasında yer alır ve büyük kubbesiyle Bizans mimarisinin bir simgesi olmuştur. Ayasofya diğer katedrallere kıyasla şu özellikleriyle ayırt edilir:

Dünyanın en eski katedralidir. Yapıldığı dönemden itibaren yaklaşık bin yıl boyunca (1520’de İspanya’daki Sevilla Katedrali’nin inşaatı tamamlanana dek) dünyanın en büyük katedrali unvanına sahip olmuştur. Günümüzde yüz ölçümü bakımından dördüncü sırada gelmektedir.

Dünyanın en hızlı (5 yılda) inşa edilmiş katedralidir.

Dünyanın en uzun süreyle (15 yüzyıl) ibadet yeri olmuş yapılarından biridir.

Kubbesi “eski katedral” kubbeleri arasında çapı bakımından dördüncü büyük kubbe sayılmaktadır.

Ayasofya nasıl cami oldu?

29 Mayıs 1453’te, Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u aldığında, Ayasofya yaralı Bizans askerlerinin, kadın ve çocukların sığınma yeriydi.

İstanbul’un Osmanlı Devleti’nin eline geçmesinden sonraki birkaç gün boyunca Ortodoks Kilisesi mensupları Ayasofya’da ibadete devam etti.

1 Haziran 1453’te İstanbul’daki ilk Cuma namazını burada kılan Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya’nın Osmanlı yönetimi altında cami olarak hizmet vereceğini duyurdu. Mihrap ve minber yapıldı, çan ve Haç kaldırıldı. Mozaiklerin üstü kapatıldı.

1481’de ilk minaresi inşa edildi.

Fatih Sultan Mehmet’ten sonra tahta geçen Sultan İkinci Bayezid zamanında bir minare daha dikildi. 1509’daki büyük İstanbul depreminde ilk yapılan minare yıkıldı, yerine tuğladan bir minare yapıldı.

Diğer iki minare de Sultan İkinci Selim zamanında, Mimar Sinan tarafından yenileme çalışmaları sırasında inşa edildi. Bu sebeple Ayasofya’nın farklı zamanlarda yapılan 4 minaresi birbirinden farklı.

İkinci Selim’in türbesi Ayasofya içindeki ilk padişah türbesi oldu.

Ayasofya’da, içinde padişahların, eşlerinin ve şehzadelerin de yer aldığı 43 farklı türbe bulunuyor. Bunların arasında Sultan Üçüncü Murat, Sultan Üçüncü Mehmet, Safiye Sultan ve Nurbanu Sultan da var.

Sultan Ahmet 1616’da Sultan Ahmet Cami’ni inşa ettirene kadar Osmanlı Devleti’nin en büyük ve en önemli camisiydi.

1739’da camiye medrese, kütüphane ve aşevi de eklendi. 1847-1849 arasında yenilenme çalışmaları sırasında kapalı kalan Ayasofya, cami olarak son kez 1849’da açıldı.

Cumhuriyet döneminde neler değişti?

1923’te cumhuriyetin ilanından sonra cami olarak kullanılmaya devam etse de Ayasofya 1931’de kapatıldı.

1931’de Amerika Bizans Enstitüsü’nün kurucusu Amerikalı arkeolog Thomas Whittemore, Ayasofya’daki mozaiklerin tekrar ortaya çıkarılması için Türkiye’deki yeni yönetimden izin istedi. Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği izin sonrası başlayan çalışmalar 15 yıl sürdü ve 1947’de tamamlandı.

Çalışmalara başladıktan bir süre sonra, halihazırda kapatılmış olan Ayasofya’nın, 24 Kasım 1934’teki Bakanlar Kurulu kararıyla müze olarak yeniden açılmasına karar verildi.

Ayasofya Müzesi, 1 Şubat 1935’te müze olarak ziyaretçilere açıldı. 1996’da Dünya Anıtları İzleme listesine alınan Ayasofya’nın kubbesi ve minareleri, Dünya Anıtları Fonu’nun da desteğiyle 1997-2002 arasında restore edildi.

Müze aynı zamanda UNESO Dünya Mirası listesinde.

Zaman zaman farklı bölümlerde yeniden başlayan restorasyon çalışmaları, günümüzde de devam ediyor.

Türkiye’nin her yıl en fazla ziyaret edilen tarihi yapılarından Ayasofya, 2015’te 3 milyon 425 bin ziyaretçiyle Türkiye’nin en fazla ziyaret edilen müzesi oldu. 2017’de bu sayı 1 milyon 892 bine düştü.

Ayasofya neden tartışma yaratıyor?

Ayasofya hakkındaki tartışmalar 2000’lerin başından bu yana devam ediyor. Ayasofya Müzesi‘nin resmi internet sitesinde, “1936 tarihli tapu senedine göre, Ayasofya “57 pafta, 57 ada, 7. parselde Fatih Sultan Mehmed Vakfı adına Türbe, Akaret, Muvakkithane ve Medreseden oluşan Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi” adına tapuludur” ifadesi yer alıyor.

Müzenin yeniden camiye dönüştürülmesini talep edenler, bu ifadeyi esas alıyor. Ancak Ayasofya, bazı istisnalar dışında, ibadete açık değil.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here