Mu ve Atlantis’ten Göç Eden Bilim Rahiplerince Kurulan Agarta Uygarlığı

1
319

Sanskritçe’de ele geçirilemeyen, ulaşılamayan, her şeyden korunmuş, şiddetin yaşanmayacağı, anlamına gelen Agarta, Tibet ve Orta-Asya efsanelerinde Asya’daki sıradağların içinde bulunduğu ileri sürülen bir yer altı organizasyonudur. Efsaneye göre, Mu ve Atlantis’ten göç eden bilim rahiplerince kurulan Agarta önceleri insanlıkla temas halindeydiler. Sonra gizlenme gereği görüp birbirlerine tünellerle bağlanan, dağlar içindeki kentlerine çekildiler.

1. Agarta’nın lideri dünyayı sevk ve idare eden ilahi hiyerarşinin fizik alemindeki temsilcisidir.  Bu uygarlığın yöneticisi doğuda “Dünyanın Kralı” olarak bilinir.

Kendilerine ait dini, sosyal ve siyasi bir yapılanması var. Agarta’dakiler, “Dünya kralı”nın liderliğinde bir hükümet tarafından yönetilir. Bu insanlar, Lemurya, Atlantis ve tanrılar ırkı Hyperborluların temsilcilerinden oluşmaktaydı. Agarta efsanesinin 300 bin yıllık olduğu, tüneller sisteminin ise 6 bin yıldır konuşulduğu söylenir. Tibetli Dalay Lama bu yeraltı uygarlığının yerüstündeki temsilcisi olarak da anılır.

İddiaya göre, UFO’lar aslında Agarta uygarlığının, yer üstündeki hayatı belirli aralıklarla incelemek üzere çıkan araçlarıdır.Hiroşima’ya atılan ilk atom bombasından sonra, görüldüğü söylenen uçan dairelerin bu sebepten dolayı geldiğine inanılıyor. Agarta’yı araştıran bir çok yayın ve yazar mevcuttur. Bunlar içinde kaynak olarak en itibar edilen 3 yazar Saint-Yves d’Alveydre, Ferdinand Ossendowsky ve Renè Guènon’dur.

2. Agartanın Kapıları

Müslüman olduktan sonra Abdül Vahid Yahya ismini alan Fransız asıllı Mısırlı yazar Rene Guenon’a göre Agarta’nın yeryüzüne açılan 7 (bazı kaynaklara göre 4) ana çıkış noktası bulunmakla birlikte, mağaralarda inzivaya çekilen bilgelerin ve mağaralarda etkinliklerini sürdüren bazı inisiyatik topluluklar Agarta ile ilişki içindedirler. Guenon’a göre bu durum, en çok, Türklerin yaşadığı Orta Asya’da görülmektedir. Agarta, Göktürk, Uygur ve Hun masallarında da “Ataların kutsal mağaraları”, bu mağaralardan geçilerek ulaşılan “gizli ülke” inanışı ile yer buluyor. Bazı yazarlara göre Göktürk, Uygur ve Hun masallarındaki, “ataların kutsal mağaraları” ve bir mağaradan geçilerek ulaşılabilen “gizli ülke” inancında Agarta’nın sembolizmi bulunmaktadır.

3. Agarta Sembolleri

Sembollerinden biri günümüzde hálá Hint ve Tibet tapınaklarında bulunan gamalı haçtır. Kadim Mu’dan kaynaklanan orijinal ve nazilerin de tersini çevirip kullandıkları orijinal bir semboldür. Dünyanın en eski sembollerinden biri olan gamalı haç, yaradılışın dört kuvvetini ve dört büyük enerjiyi sembolize eder. Beyaz Ada, Agarta, Şambala… Bu üç efsaneden Avrupa daha çok Şambala Efsanesi’ni biliyor. Şambala miti Tibet elyazmalarında geçiyor. Agarta miti ise Şambala’ya göre daha az biliniyor. Agarta’yı Fransız yazar Aleksandr Sent-İv d’Alveydr ortaya çıkarmıştır. Ferdinand Ossendovski ise “Vahşiler, İnsanlar ve Tanrılar” kitabında anlatmıştır Agarta’yı. Kitap, Moğol lamalarının anlattıkları efsanelerden oluşuyor. Ossendowski, Bolşevik ihtilaline direnmiş Polonyalı bir bakandır ve başarısız olunca Moğolisten ve Çin’e sığınmıştır. Bir Lama manastırında kendisine, altı bin yıldan fazla bir zaman önce kutsal bir insanın bütün bir halkıyla bir mağarada kayıplara karıştığı ve yitik bir bilim yardımıyla, Agarti adlı yeraltı krallığının temelini attığı anlatılmış.

Ossendovski’nin anlattığı Moğol efsanesine göre Cengiz Han, Kun-Lun Dağı’nı geçerken mağaralarda yaşayan insanlara rastlamış. Bu olayı ayrıca Orta Asya’yı gezen Marko Polo da günlüklerinde anlatmıştır: “Cengiz Han’ın ordusu, Kun-Lun Dağı’na varmak için bir ay kadar yol giderek büyük sahrayı geçiyor. Ve karşılarına bir patika yol çıkıyor. Ancak çevrede hiç insan gözükmüyor. Israrlı arayışlardan sonra yol kenarında birine rastlanıyor. Cengiz Han’ın huzuruna getirilen adama kim olduğu, ne olduğu soruluyor. O da, ’Ülkemin insanları dağın altındaki derin mağaralarda yaşıyor’ cevabını veriyor. Ferdinand Ossendovski’ye göre “Yeryüzünde insanlık mahvolduğu, ölüm ve karanlık hüküm sürdüğü zaman” Agarta’nın insanları yeryüzüne çıkacak ve Agartalıların sayesinde insanoğlu yeryüzünde hayatını devam ettirebilecek.

Agartalılar Kim?

Agarta uygarlığı, Atlantis uygarlığının bir devamı niteliğinde. İddialara göre, Atlantislilerin çıkardığı ‘nükleer savaş’ sonucu meydana gelen felaketten kurtulan bu grup, önce Brezilya’nın yüksek platolarına gelmişler daha sonra da radyasyondan korunmak için, yüzeyle bağlantılı tünelleri olan yeraltı şehirlerine yerleşmişlerdi. Batıda Brezilya ve Doğuda Tibet, dünya’nın iki ayrı ucunda tünel şebekelerine sahip olan iki ülkedir.

Agarta, sahip olduğu binlerce yıllık sırları uygulamak suretiyle insanlığı büyük bir spiritüel ilhama kavuşturmayı amaçlayan bilge ve filozoflardan oluşuyor. Lama ezoteriklerine göre Agarta cennetin ilk basamağı anlamına geliyor. Bazı kaynaklarda Agarta, Tibet ya da Himalayalar’da, bazı kaynaklara göre ise Moğolistan’da bulunuyor. Moğol lamalarına göre Agarta insanların hayatını yöneten bir yeraltı ülkesidir. Agarta’da yaşayan bilgeler gizli yollarla dünya işlerini idare ediyorlar. Agarta hükümdarının adı Brahitma’dır. Onun iki yardımcısı bulunuyor: Gelecekten sorumlu Mahitma ve olmuş olaylardan sorumlu Mahinga. Brahitma Dünya”yı sevk ile idare eden İlahi Hiyerarşi”nin fizik alemdeki temsilcisidir. Ferdinand Ossendowski’nin kitabında belirttiğine göre “Dünya kralı, bir mitos veya doğa üstü bir varlık değil, dünyanın gizli kaderinin efendisi olan ve tamamen etten ve kemikten bir şahıstır. Yazar Rene Guenon”a göre tradisyonlarda “Kutsal Dağ”, “Dünyanın Merkezi” olarak söz edilen yer, O”nun mekânıdır. Kimilerine göre, dünyanın tüm geçmişi, yitik kıtalara indirilmiş dinler ile kozmik öğretiler, Agarta arşivlerinde kayıtlıdır.

Agarta gerektiğinde insanlığı doğru yönlendirmeleri için yeryüzüne kendi bilgelerinden bazılarını göndermiş. Onlardan biri de Apollon’muş. Hint efsanelerinden “Ramayana”da, Rama’nın Agarta’dan uçan bir araçla geldiği söylenir. Yine İnka İmparatorluğu’nun kurucusu Manco Copac da uçan bir araçla geldiği anlatılır.Amerika kıtasında ortaya çıkan Agartalıların en önemlilerinden birisi de Maya, Aztek ve genel olarak Amerika’daki yerlilerin en büyük efsanevi önderi Quetzalcoatl’dır. Quetzalcoatl, “Tüylü Yılan”, şeklinde sembolize edilmiş “öğretici bilge” anlamına geliyordu. Bu isim ona uçan bir araçla geldiği için verilmiştir. Başka bir ırktan (Atlantis’ten) gelen bu beyaz adam, Meksika, Yukatan ve Guatemela’daki yerliler tarafından “büyük kurtarıcı” diye anılmaktadır. Mısır’daki Gize Piramidi’nin altındaki gizli odaların da yeraltı ülkesi ile ilişkisi olduğu iddia edilir. Mısır tanrıları ve krallarının dev heykelleri ile doğudaki Buda heykellerinin, insanlığa yardım etmek için yeryüzüne çıkan bu üstün ırkı temsil ettiğine inanılır.

Seyyah Ernest Muldaşev, Tibet mağaralarında yaşadığını belirttiği Agarta mensuplarının 200 yıl boyunca uyuduğunu ve uyudukları zaman vücut ısılarının sıfırın altında olduğunu yazıyor. “Bu bilge insanlar çok farkı uygarlığa ve kültüre sahipler. Onların beyni tam çalışıyor ve olağanüstü bir beyin gücüne sahipler. Ayrıca üçüncü gözleri açık. Agarta uygarlığında yerin gerçek sahipleri yaşıyor. Onlar bütün bilgilere sahip bilge insanlar. Yüksek bilgisi olmayan kimseler Agarta’ya gidemez. Bugüne dek kimse Agarta’nın kapılarını bulamamıştır. Bu gizemli ülkeyi keşfetmek için Orta Asya’ya keşif grupları gitmiştir. N.M. Prjevalski, G.N. Potanin, P.K. Kozlova ve N.K. Rerih’in önderlik ettiği keşif grupları Orta Asya’yı Agarta’yı bulmak için boydan boya gezmiş ve çoğunun günlüğünde yerli halkın anlattığı ziyarete yasak olan sırlı yerler not edilmiştir. Yerli halk buradaki bilgelerin Gobi ve Hangay bozkırlarında saklı olduğunu söylemişlerdir.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here