Kim Bilebilirdiki ”Heidi Çizgi Filmi” Aslında İsviçre’nin Karanlık Yüzünü Anlatan Acı Bir Hikayeymiş

0
2423

Çocukluğumuzun en masum en güzel yıllarında Heidi çizgi filmi, bir nesli ekrana kilitlemişti. Ama aslında Heidi’nin temelinde ise çok daha acıklı bir olay, bir insanlık suçu bulunuyormuş.

Yayınlandığı yıllarda herkes severek izliyordu

Dedesi ile birlikte herkesin yardımına koşan Heidi hep çıplak ayaklıydı. Hiç neden çıplak ayak iye düşündünüz mü?

Her ne kadar Heidi özgür ruhundan dolayı ayakkabı giymeyi kendisi reddetse de aslında bu durum farklı bir mesaj içeriyor ve Heidi’nin yazarı Johanna Spyri, İsviçe’nin karanlık tarihine gönderme yapıyor.

Peki neden ayakkabısı yoktu ? Yazarı bir şeyler mi anlatmak istiyordu?

Verdingkinder… Bu kelime “çıplak ayaklı çocuklar” anlamına geliyor, bir başka deyişle köle çocuklar

İsviçre tarihinin en kara lekesi çıplak ayaklı çocuklar ve Heidi’nin hikayesinin temeli bu çocuklara dayanıyor.

İsviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalışmaları yasaklandı. Ancak bu çocukların sömürülmesine engel olmadı ve İsviçre’de 18. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın başlarına kadar çocuk sömürüsü için bir alternatif bulundu.

Devlet veya Kilise tarafından çocuklar başka ailelerin yanına yerleştiriliyordu

18. yüzyılın sonunda İsviçre’de boşanan çiftlerin, devlete borcu olan ailelerin çocukları ya da ailesini kaybetmiş, suç işlemiş çocuklar devlet veya kilise tarafından başka ailelerin yanına yerleştiriliyordu.

Ya köle olarak çalıştırılıyordu ya da satılıyorlardı

Çocuklar çiftliklere kiralık olarak veriliyor ya da çocuk pazarında ev ve çiftlik işlerinde çalıştırılmak üzere satılıyorlardı.

Tabii bu süreçte çocukların çiftliklerde neler yaşadığıyla da kimse ilgilenmiyordu. Çocukların bazıları çiftliklerde tacize uğruyor şiddet görüyordu.

Diğer çocuklardan ayırt edilmeleri için ayakkabı giyemiyorlardı

Bu insanlık suçu bir şekilde İsviçre’de benimsendi ve o dönemlerde kimse buna ses çıkarmadı. Ancak yabancılar bu soruna dikkat çekmeye çalıştı.

İsviçre toplumunun garip bir şekilde kanıksadığı ve tepkisiz kaldığı bu olaya karşı yükselen ilk ses; bir rus doktordu. Doktor, çalıştırıldığı çiftlikte ağır ve yoğun tecavüzlere uğrayan ve bunun sonucunda hayatını kaybeden bir erkek çocuk için resmi rapor hazırladı. Ancak rapor dikkate alınmadı. O dönem bu tip vakalar yerli doktorlar tarafından bir şekilde hasıraltı ediliyor, çocukların gerçek ölüm sebebinin üstü kapatılıyordu. Bu olaydan sonra bazı kadın örgütleri ve sendikalar da çocuk kölelerin durumuna karşı seslerini yükselttiler. Ayrıca bazı yazarlar da bu olaya karşı tavır aldılar.

İsviçre 2013 yılında hayatta olan bu çocuklardan anca özür dileyebildi

İsviçre’nin utancı olan bu kölelik sistemi ise ne yazık ki 1981 yılında yani yakın geçmişte tamamen yasaklanabildi. Ancak İsviçre devleti bazıları hala hayatta olan, hayatları çalınmış bu çocuklardan 2013 yılında özür diledi…

Kaynak: 1

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here