İnsanlardan Korkan Köpek ve Köpeklerden Korkan Kadın Birbiriyle Karşılaşırsa

0
1342

Hayatında iki defa köpek tarafından ısırılan Teresa Hwang köpeklerden ölesiye korkuyordu, ta ki insanlardan korkan köpek ile karşılaşana kadar.

TikTok kullanıcısı @ketophoria geçtiğimiz günlerde hesabından yürekleri ısıtan bir hikaye paylaştı. Sevginin korkudan daha üstün bir duygu olduğunu gösteren bu hikayeyi birkaç gün içinde 1.6 milyon insan izledi, 500 bine yakın beğeni aldı.

Oakville, Kanada’da bir ortaokulda özel eğitim öğretmeni olarak çalışan Teresa Hwang iki defa ciddi köpek saldırısına kalmış biri. Bu saldırılar yüzünden köpeklerden çok korkan Hwang’ın fikri bir barınakta Boo isimli köpekle karşılaşınca değişiyor. Boo, neler yaşadığı bilinmeyen, ancak insanlardan çok korkan bir köpek, Teresa ile tabiri caiz ise mükemmel bir ikili olacak gibi görünüyorlar. İnsanlardan korkan köpek ile köpeklerden korkan kadın arasında büyüyen sevgiyi haberimizde okuyabilirsiniz.

Ömrümün büyük bir kısmını köpeklerden korkarak geçirdim.

10 yaşında arkadaşımın köpeği tarafından yüzümden ısırıldım, 20 yaşında ise bir başka köpek saldırısında bacağımdan yaralandım. Bu iki saldırı sebebiyle bende köpek fobisi oluştu, köpek gördüğüm zaman derhal oradan uzaklaşmaya başladım. Köpek havlaması duyduğum zaman irkiliyorum, tek başıma koşu yapmaya çıkamıyorum ve ne zaman bir köpek görürsem hemen yolumu değiştiriyorum. Saldırmayacağından emin olduğum, yakından tanıdığım köpekler ile aram bir nebze olsun daha iyi, ancak bir hırlamaları veya havlamaları durumunda hemen panikliyorum. Oyun oynadıklarından emin olsam bile bu korkumu aşamıyorum.

Teresa’nın erkek arkadaşı yıllarca bir köpek sahiplenmeleri için adeta yalvarmış.

Ancak Teresa bu fikre hiçbir zaman sıcak bakmamış, bakamamış. Ta ki 16 yaşındaki kız kardeşinin köpeği 2 haftalığına onlarda kalana kadar, Cola isimli köpek Teresa’da bir köpek sahiplenmenin fena olmayacağı düşüncesini ateşlemiş.

Ardından barınaklarda köpek arama süreci başlamış.

Teresa ve erkek arkadaşı onlarca barınağı dolaşmışlar. Sonunda Niagara Köpek Barınağı’nda Patches (daha sonra ismini Boo olarak değiştirmişler) isimli bir köpeğe denk gelmişler. Hayatı boyunca birçok barınak ve koruyucu aile değiştiren Boo, Teksas’tan gelmiş ve 6 aydır o barınakta bulunuyormuş.

“Boo ile ilk karşılaştığımda onun fotoğraflarda göründüğünden çok daha küçük olduğunu fark ettim”

Teresa, “Boo ile ilk karşılaştığımda onun fotoğraflarda göründüğünden çok daha küçük olduğunu fark ettim. Ayrıca son derece ürkek ve gergindi. Barınağa gittiğimizde koruyucu ailesinin yanında, bir bankın üzerinde oturuyordu. Aileyle konuşmak için Boo’nun yanına oturduğumda ona dikkat etmek aklıma bile gelmedi, çünkü o sırada kendi korkularımla baş etmeye çalışıyordum, ben de çok gergin ve stresliydim.”

Yaklaşık 15 dakika boyunca Boo’nun koruyucu ailesiyle sohbet ettik, bu süre boyunca annesinin arkasında saklanan Boo yavaşça olduğu yerden çıkıp bana doğru birkaç adım attı. Dönüp ona baktığımda hızlıca burnumu yaladı ve tekrar annesinin arkasına saklandı. Boo’nun koruyucu annesi ‘bu gerçekten tuhaftı, çünkü Boo insanlara yaklaşmaz, anlaşılan seni seçti’ dedi. O andan itibaren haftalardır biriktirdiğim ve içimi kemiren tüm korkularım ve endişelerim bir anda yok oldu. Hele bir de gelip kucağıma oturunca onu eve götürmem gerektiğini anladım.”

İlk birkaç ay boyunca Boo çok fazla yakınlık göstermedi.

Ev içerisinde beni takip ediyor, ancak yanıma yaklaşmıyordu. Bizim önümüzde yemek yemiyordu, oyuncaklarıyla oynamıyordu, kuyruğunu sürekli olarak bacaklarının arasına sıkıştırıyordu. En ufak bir gürültüde, çamaşır makinesinin veya bulaşık makinesinin çıkardığı seslerde bile irkiliyordu.

Boo’nun geçmişi hakkında hiçbir bilgimiz yoktu.

Ancak bir ona geçmişte büyük travmalar yaşamış gibi davrandık ve ona sessiz, sakin ve bize güvenebileceği bir ortam inşa etmek için uğraştık. Onun için günlük rutinler oturtmaya ve vücut dilinden ne istediğini anlamaya çalıştık, mümkün olduğunca konfor alanından çıkmaya zorlamadık. Birçok eğitmenle çalıştık ve farklı eğitim yöntemleri denedik. Yemeğe çok düşkün bir köpek olmadığı için eğitilmesi de zor oldu.

Nihayet, bir noktada kendini güvende hissetmeye başladı, yürürken kuyruğunu sallamaya başladığını fark ettim.

Artık bizim yanımızda yemek yiyordu, birkaç hafta sonra da gelip bir anda burnumu yaladı. Üzerinden birkaç ay geçtikten sonra da oyuncaklarıyla, özellikle de topuyla oynamaya başladı. Ardından onun ilk defa havladığını duydum, arka bahçede oynarken heyecan içinde havladı. Bu bizim için bir dönüm noktasıydı, havladığını duyunca mutluluktan çocuklar gibi ağladım. Boo nihayet köpek olmayı yeniden öğrenmişti.

İnsanlar benim köpek korkumu yenip yenemediğimi soruyor.

Boo’nun havlaması veya hırlaması beni korkutmuyor. Ancak diğer köpekler beni hala biraz tedirgin etmiyor değil, ancak eskisi kadar değil kesinlikle. Değişim geçiren ve ilerleme kaydeden sadece Boo değil, ben de bu süreçte çok değiştim. Boo beni tedavi etti ve kendimi iyi yönde geliştirmemi sağladı. Boo’ya tıpkı çocuğum gibi bakmak, onunla ilgilenmek bana sabırlı olmayı ve karşılıksız sevmeyi öğretti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here