İlginç Ve Vahşi Viking Ritüelleri

0
774

Vikingler dövüş ve keşifleri ile bilinirler, ancak dini ve ritüel aktiviteleri de kültürlerinin ve günlük hayatlarının büyük bir parçasıydı. Dini inançları birçok farklı tanrı ve tanrıçayı içerirdi, o kadar ki “öğretisel topluluk dini” olarak geçerdi. Bu da insanlar arasında inançların ve ritüellerin değişkenlik gösterdiği anlamına gelirdi. Her ne kadar aynı tanrılara ve inançlara sahip olsalar da yapmak zorunda oldukları bir ibadet yoktu ve insanlar sadece kendi hayatlarıyla alakası olan tanrılara tapardı. Aynı zamanda Vikingler ölmüş atalarına da tapardı, ruhlarla iletişime geçerlerdi, kehanete inanırlardı, büyü yaparlardı ve ölüleri gömmenin birçok şekline sahiplerdi. Bu durum hem topluluk içinde hem de dışında geniş bir ritüel skalasına sahip olmalarına sebep oldu.

Vikingler bildiklerini yazıya geçirmek yerine, sözlü şekilde aktarırdı. Böylelikle Viking döneminden kalan kayıtlar ya tam olarak neye şahit olduğunu ya da ne söylendiğini bilmeyen dışarıdan gelenler tarafından ya da Viking dönemi çoktan geçtikten sonra yazıldı. Ritüellerin betimlemeleri bazen birbiriyle çelişir; muhtemelen yanlış ya da uydurma olanları vardır. Bunun amacı da Vikingleri kötü göstermeye çalışmak ya da daha çarpıcı bir hikâye anlatma isteği olabilir. Yine de işte Vikingler tarafından genel olarak uygulandığı düşünülen ritüeller

10. Kan Akıtma

Kan akıtma tanrıların huyuna gitmek için verilen bir kurbandı. Bu ritüeller tören boyunca rahip görevi gören yerli şefin mülkünde büyük gruplar halinde yapılırdı. Bu hem insanların tanrılara saygı göstermesinin hem de şeflerin zenginliklerini etrafa göstermesinin bir yoluydu.

13.yüzyılda Snorri Sturluson, Sigurd Hakonsson tarafından yapılmış bir kan akıtma töreninin detaylı bir tanımını yazdı. Tüm yerel çiftçilerin tapınakta toplandığını söyledi. Orada genelde at olmak üzere birçok hayvan kurban edilirdi ve etleri pişirilirdi. Tapınağın etrafına ve katılımcıların üzerine hayvanların kanından sıçratmak için ince dallar kullanılırdı.Pişirilen et ve bira şef tarafından kutsanırdı. Birayı içerken Odin’e ve diğer tanrıları anarlardı. Son olarak da ölmüş atalarını anarlardı.Kış gündönümü sırasında Almanya’daki Hedeby’yi ziyaret eden Arab al-Tartuchi farklı bir hikâye anlattı. Çevredeki insanların birleşip ziyafet yaptıklarını ve hayvan kurban edenlerin kurbanlarını çiftliklerinin önüne kazıkla bağladıklarını söyledi.

9. İnsan Kurban Etme

Viking yaşamında yaygın bir yeri olmamasına rağmen, insan kurban etme ritüeli bazı zamanlarda yapılmıştır. Belirtildiği üzere, Viking döneminden kalan hikayeler her zaman güvenilir değildir; ancak, arkeolojik kalıntılar insan kurbanının bazen yapıldığını gösterir.

11. yüzyılda Bremenli Adam ikinci el kayıtlara dayanarak Vikingler hakkında yazdı. Her dokuz yılda bir, ilkbahar başlarken İsveç’teki Uppsala’da uygulanan bir gelenekten bahsetti. Bu ritüel dokuz gün sürerdi ve her gün ziyafet yapılır, kurban verilirdi. Her gün dokuz kurban olmak üzere toplamda 81 kurban verilirdi.

Her gün bir erkeği ve sekiz erkek hayvanı kurban verirlerdi. Ritüelin yapıldığı tapınağın yanındaki kutsal korudaki ağaçlara vücutlar asılırdı. Bu gelenek Odin’i onurlandırmak amacı ve gelecek yılda bir zafer elde etme umudu ile yapılırdı. Normalde suçluları veya köleleri kurban etmelerine karşın, ekstrem bir kıtlık zamanında Uppsala’daki bir kralı kurban etmişlerdi.

Snorri Sturluson’un efsanesine göre, yedinci yüzyıldaki bir sonbaharda bol miktarda öküz kurban ederek tanrıları yatıştırdılar. Bu da işe yaramayınca, ertesi sene bir grup adamı kurban ettiler. Bir sonraki sene ise devam eden kıtlık için kralı suçladılar ve tapınağı onun kanına bulayarak kralı kurban ettiler.

8. Yule (Noel) Kutlamaları

Eski Norveç dilinde “Jol” olarak yazılan Yule, kış gündönümü ve onu takip eden kan akıtma töreni arasındaki döneme, yaklaşık 12 Ocak civarındaki zamana verilen addı. Neden Yule kutladıkları belirsizdir; ancak ölüleri onurlandırmak, ertesi sene şanslı olmak, günler uzadığı için Güneşi ve ışığı kutlamak veya dünyayı karanlıktan koruyan tanrı olan Thor’u onurlandırmak için olabilir. Ritüellerin nasıl işlediği de tam olarak belirli değil, ancak metinler bundan “Jol içmek” bahseder. Bu nedenle, muhtemelen alkol içmek kutlamanın büyük bir bölümünü oluştururdu. Aynı zamanda üç gün ve üç gece süren, oyunlar ve şarkılarla geçen bir ziyafet de yapılırdı. Vikingler geniş bir güneş çark (ortasında haç olan dairesel bir sembol) yapar, bunu ateşe verir ve bir tepeden geri dönmesi üzerine Güneşe doğru yollanırdı. Meşeden büyük Yule parçaları yapar; bunları porsuk ağacı, çoban püskülü ve eski Germen yazı oymaları ile süslerlerdi. Bu onların tanrılardan koruma isteme yoluydu ve bir sonraki Yule’a kadar aileyi korumak ve yılın ilk ateşini takmak için küçük bir parçasını saklarlardı. Çam ağaçlarını yiyecek, kıyafet ve yazı oymaları ile süslerlerdi; tanrıların ağaç ruhlarını baharda geri getirmelerini isterlerdi. Gençler Thor’un gökyüzünde sürdüğü vagonu çeken keçileri temsil etmek adına keçi derisi giyerdi. Sonra evden eve dolaşıp yiyecek ve içecek karşılığında şarkı söyler ve oyunlar sergilerlerdi.

7. Berserkerler ve Ulfhednar

Vikingler savaş öfkeleri ile bilinirler ve vahşi savaşçıları ve Ulfhednar’dan daha korkutucu bir şey yoktur. İkisi de şamanistik savaş ritüelleri sonucudur ama onlar farklı totem hayvanları seçmiştir. Berserkerler ayı-adam olanlardır ve Ulfhednar ise kurt adamlardır. Bazen bu adamlar sadece hayvan kürkleri ve kafaları giyerek savaşa gider; silah ve zırh yerine ellerini ve dişlerini kullanırlardı. Diğerleri o kadar gaza gelirdi ki kendi zırhlarını ısırmaya başlardı. Efsanelere göre, hiç acı hissetmezlerdi ve kötü yaralanmış olsalar bile dövüşe devam ederlerdi. Dövüşürken bu duruma gelebilmek için diğer dövüşçü arkadaşlarının kademelerine girerlerdi. Bunu yapmak için de totem hayvanları gibi vahşi doğada yaşarlardı. Bu durum onları insanlıklarından sıyırır, hayvanlarının güçlerini elde edebilmelerini sağlardı. Savaş alanında ulaştıkları bu ünlü öfke haline ulaşmak için aşırı sıcağa maruz bırakılma, ritüel silah dansları ve oruç gibi birçok teknik kullanırlardı. Bu da kendiliğinden gelen hipnotik bir transa geçmelerini sağlar; acı hissiyatını ve hareket kontrollerini kaybetmelerine sebep olurdu. Aynı zamanda psikedelik ya da zehirli mantarlar kullanarak savaş öncesi hezeyana girdikleri söylenirdi. Ancak bunların hiçbiri efsanelerde bahsedilmez; ayrıca bu kullanım ya fazla zehirli olurdu ya da dövüş hezeyanı yerine duygusuzluk ve depresyona yol açardı.

6. Diş Değişikliği

Vikingler küllü su ile saçlarının rengini açmak, saçlarını sıklıkla taramak ve sıcak taşlarla kıyafetlerini ütülemek gibi uygulamalarla dış görünüşlerine oldukça dikkat ederlerdi. Ancak, arkeologlar son zamanlarda Vikinglerin aynı zamanda dişleri üzerinde de uygulama yaptıklarını buldu. İskeletler ön üst dişlere yatay çizgilerin bilerek oyulduğuna dair işaretler gösterir. Araştırmacılar bu çizgilerin büyük ihtimalle kırmızı boyayla doldurulduğuna inanır. O zamanlarda Avrupa’da böyle bir uygulama görülmemiştir. Bu savaşçılar tarafından saldıracakları kişide korku uyandırmak için ya da bir başarı sembolü olarak görülen bir ritüel olabilir. Ancak, bu uygulama hakkında hiç yazılı kayıt yok. Sonuç olarak, bu ritüel hakkında veya ilgili geleneklerle alakalı daha fazla bilgi bulunmamaktadır.

5. Draugr’u Defetmek

Draugr ve haugbui bugünkü zombilerin Viking versiyonuydu. Biri gömüldüğü zaman, cesedinin tekrar canlanacağına inanılırdı. Haugbui mezardaki eşyalarını mezar hırsızlarından korumak için kendi yerinde masumca yaşardı. Ancak bir draugr kendi yerinden çıkıp insanlara zarar verirdi.

Bunu önlemek için, bir bedeni gömerken birçok önlem alınırdı. Kamış parçaları haç şeklinde kefenin altına yerleştirilirdi, göğse de bir tane açık makas bırakılırdı. Yürümesini engellemek için, ölen kişinin ayak başparmakları bağlanırdı ve tırnakları ayak tabanlarına bastırılırdı. Kefen evden dışarı çıkarıldığında, taşıyanlar kapıdan çıkmadan önce kefeni üç kez farklı yönlerde haç şekli oluşturacak şekilde indirip kaldırırlardı. Bazen ölen kişi evde özel bir “ceset kapısı” ile çıkardı; bu kapı tuğladan duvarda bir delik anlamında kullanılırdı. Vefat eden kişiyi çıkarmak için duvar yıkılırdı ve sonrasında tuğlalar geri yerleştirilirdi. Vikingler ölünün sadece gittiği gibi geleceğini düşünürdü. Sonuç olarak ölen kişi eve geri giremezdi. Aynı zamanda beden ayak önde olacak şekilde çıkarılırdı ki ölü gömüldüğü yere gidilen yolu doğru dürüst göremesin. Kefen evden çıkarıldığında ölü tarafından önceden kullanılmış tüm kavanozlar, tavalar, sandalyeler tersyüz edilirdi. Eğer ölü bir kilise mezarlığına gömüldüyse, papazın ölüyü mezara bağlayacak bir büyü yapması beklenirdi.

4. Nikah Törenleri

Düğünden önce gelin kransenini, yani evlenmemiş kadınların açık saçlarına taktığı yaldızlı tacı çıkarırdı. Bunu muhtemelen bir evlenme tacı ile değiştirirdi ve kranseni gelecekteki kızı için saklanırdı. Damadın atalarından bir kılıç edinmesi gerekirdi. Bunu ölmüş birinin mezarına girip kılıcını alarak mı, yoksa bu durum için hazırlanmış sahte bir mezar mı yaptıklarını, yoksa bir akrabadan kılıcını isteyerek mi yaptıkları belli değil. Tören sırasında damat kılıcını, hatta Thor’u simgelemesi için bir çekiç ya da balta taşırdı. Ne gelin ne de damat özel nikâh kıyafeti giymezdi

.Düğün Frigg’in (bereket tanrıçası) günü olan cuma günü yapılırdı. Tören tanrılardan birine bir hayvan adayarak ya da kurban ederek tanrıların dikkatini çekmekle başlardı. Tören sırasında damat atalarından aldığı kılıcı geline verirdi, gelin sonrasında bu kılıcı gelecekteki oğlu için saklardı. Bunun karşılığında, o da damada bir kılıç verirdi. Sonrasında yüzükler verilirdi ve yeminler edilirdi. Tören sonrası ziyafet yapmak için geniş bir odaya geçilirdi. Burada, damat kılıcını bir direğe sapladıktan sonra gelinin eşikten geçmesine yardım ederdi. Kılıç ne kadar derine giderse o kadar şansları ve çocukları olurdu. Çiftin o gece ve bir sonraki ay boyunca düğün birası paylaşması gerekirdi. Ziyafetin sonunda çifte yatağa kadar eşlik edilirdi, böylelikle şahitler birlikteliğin tamamlandığına emin olurdu. Sonraki sabah, gelinin saçı toplanırdı ve eş olarak statüsünü göstermek için bir kumaşla kapatılırdı. Sonrasında damat geline evinin anahtarlarını verirdi.

3. Doğum Ritüelleri

Bir bebek doğduğu zaman, bebeğin gerçek bir insan olarak sayılması için birkaç ritüele ihtiyaç duyulurdu. Bu ritüellerden önce bebek insandan sayılmazdı; bunun sebebi muhtemelen insanların kendilerini duygusal olarak yüksek bebek ölüm oranlarından korumak istemesiydi. Bebek doğduğunda, babası onu kaldırıp sarana kadar yere bırakılırdı. Bu da babanın bebeği kendi çocuğu olarak kabul ettiği anlamına gelirdi. Sonrasında çocuğu incelerdi. Eğer bebekte herhangi bir sorun varsa, bebek ölüme terk edilirdi. Eğer sağlıklıysa, ausa vatni denen bir tören düzenlenirdi. Bu törende bebeğin üzerine su serpilirdi.Bu noktada, nafnfesti denen bir tören ile çocuğa bir isim verilirdi. Bunun için, baba çocuğun adını söyler, ona bir hediye verirdi. Hediyeler genellikle yüzük, silah veya bir çiftlik olurdu. Bundan sonra artık cinayet sayılacağı için çocuk terk edilmezdi.

2. Kan Kartalı

Vikingler adlı dizi ile yayılan bu kanlı idam metodu muhtemelen gerçek hayatta da yapıldı. Kan kartalı kurbanın yüz üstü yerleştirilip bastırılarak yapılırdı. Bir kartal sırtına oyulurdu ve sonrasında bir baltayla kaburgaları omurgasından çıkarılırdı. Kaburgalar ve etrafındaki deri kartal kanatlarına benzemesi için dışa doğru kıvrılırdı. Sonra, yaraya tuz basılırdı. (Kurban bu noktada hala canlı durumda olurdu.) Akciğerler vücuttan sökülürdü ve kaburgaların üzerine gerilirdi. Kurban ölürken ciğerleri rüzgârda sallanır, bir kuşun kanatlarını andırırdı. Söylendiğine göre, bu metot M.S. 867’de Northumbria kralı Aella’yı öldürmek için kullanılan metottu.

1. Bonus

Kaynakhttps://nereye.com.tr/10-ilginc-ve-vahsi-viking-ritueli-2-bolum/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here