Hiçbir Şey Giymeyen, Garip Şeyler Yiyen ve Dış Dünyayı Reddeden Kabileler


Hepimizin zamanla yarıştığı, daha fazla şeyler elde etmek için sürekli çalıştığı ve tabi ki cep telefonlarına yapışık bir şekilde nefes alsak da, 100 yıllar önceki gibi doğa ile iç içe yaşayan ve modern sömürü düzenine karşı çıkarak hala hayatta olan kabileler var.

Bu İçerikte hadibeh.com dünyada hala var olan ilginç kabileleri sizin için listeledi. Bu tarz içeriklerin devamı için hadibeh.com’u Takip Etmeniz Yeterli…

10. Sentinel Kabilesi

Sentinel Kabilesi dünyanın en izole ve saldırgan insan topluluğu olarak bilinmektedir. Yaklaşık altmış bin yıldır Hint Okyanusu Kuzey Sentinel Adasında yaşıyorlar. Ve tamamen izole olmuş şekilde dış dünyayı saldırgan bir şekilde red ederek yaşamını sürdürüyor.

Kabile insanları kendileri ile iletişim kurmaya çalışanlara ilkel silahlar ile saldırıyor ve bu yasak bölgeye bilimsel araştırmalar için bile giriş izini verilmiyor.

9. Surma Kabilesi

Etiyopya’nın güneyinde, Sudan sınırına yakın Omo Vadisi’nin derinlerinde yaşayan kabilelerden biri Surmalar. Savaşçılıkları, kan içme alışkanlıklarıyla bölgeye korku salmışlar. Diğer kabileler yanlarına sokulmuyor. Her hasat sezonunun sonunda kendilerine has ritüelleriyle dikkat çekiyorlar. Surma erkekleri ellerindeki sopalarla güç gösterisinde bulunuyor.

Yüzlerce savaşcı katılıyor, çok kan akıyor. Savaşçılar dövüşten bir gün önce, ağaç özünden yapılan özel içkiyi içerek hazırlanıyor, dövüş sabahına kadar bir şey yemiyor. Dövüş öncesi, daha önceden ineğin idrarıyla yıkadıkları kaplara, inek kanı doldurarak içiyorlar. İneklerini öldürmüyor, kanı kabın içine akıttıktan sonra, deldikleri noktaya çamurla bastırarak kan akışını durduruyorlar.

8. Kayapo Kabilesi

Kayapo, Xingu Kabilesi: Nehri boyunca zor görülen yollarla bağlantılı 44 ayrı köyde yaşayan Brezilyalı bir kabile. Kendilerini ‘’Büyük suyun insanları’’ anlamındaki ‘’Mebengokre’’ ismiyle adlandırıyorlar. Ne yazık ki, onların ‘’Büyük Su’’ ları kökten değişmek üzere, çünkü Xingu Nehri üzerinde hala inşa edilmekte olan Belo Monte Dam tamamlanmak üzere. Bu inşaat yüzünden, ormanın neredeyse yarısı sular altında kalacak ve Kayapo kabilesinin yanı sıra bir sürü canlı ve bitki bundan zarar görecek.

Vücutlarını renk renk boyayan, tarım ile ilgilenen, renkli başlıklar yapan bu kabile üyeleri artık motorlu botlar sürüyor, televizyon izliyor ve hatta Facebook’a bile giriyorlar.

7. Spinifex Kabilesi

Spinifex veya Pile Nguru, yaşanabilecek en sert iklimlerden biri olan Büyük Victoria Çölü’nde, en az 15,000 yıl yaşamış olan Aborjin bir kabile. Avrupalıların Avustralya’ya yerleşmesinden sonra bile, böylesine soğuk ve kuru bir işgal ortamında oldukları için bu kabile çoğunlukla yalnız kaldı. Ancak bu durum, 1950’lerde değişti. Spinifex toprakları tarımsal nedenlerden dolayı değerli değildi fakat yabancılar bu çorak toprakları kullanmak için iyi bir sebep buldu; o da nükleer testler.

1953’te, İngiltere ve Avusturya hükümetleri, Spinifex’in ana vatanında, onların rızası olmadan ve çok az uyarıyla nükleer bir bomba patlattı. Bu olaydan sonra, çoğu başka yerlere taşınıp, 1980’lerin sonuna kadar topraklarına geri dönmediler. Geri döndüklerinde, kendi bölgelerini geri alabilmek için zorlu bir savaş verdiler. İlginçtir ki, bölgede bıraktıkları sanat eserleri, 1997’de onların yerli halk olduklarını ıspatlamalarında yardımcı oldu. Bireysel ve toplumsal bir çok sanat eseriyle geniş bir beğeni topladılar. Şuan da kaç Spinifex üyesi mevcut belirlemek zor olsa da, Tjunjuntjara olarak bilinen en büyük toplulukları, 180-220 civarı kişiden oluşmakta.

6. Batak Kabilesi

Filipinler’in Palawan Adasında yaşayan Batak kabilesi, gezegenin, genetik olarak en farklı insanlarını barındıran bir kabile. Onlar, Afrikalılara en uzak akraba ırklar olan, Negrito ve Australoid ırkına ait olduklarını ve hepimizin bu ırktan geldiğini düşünüyorlar. Bu da 70,000 yıl önce Afrika’yı terk eden ilk gruplardan biri olduklarını gösteriyor ve yaklaşık 20,000 yıl sonra Asya kıtasından Filipinlere geçtikleri düşünülüyor.

Tıpkı diğer birçok yerli kabile gibi onların da hastalıklar, toprak istilaları ve modern sömürüler yüzünden nüfusları azaldı. Şuanda yaklaşık 300-500 civarında üyesi bulunuyor. İronik bir şekilde, şuan da yüz yüze oldukları en büyük tehlike çevrecilik. Filipin hükümeti belli alanlarda ormanları yok etmeyi yasakladı ki bu iyi bir şey gibi görünüyor fakat Batak kabilesinin ormanlık arazileri yakarak tarım arazisi açma gibi bir gelenekleri var ama artık bugünkü koşullarda bu yasak. Bu da yiyeceklerini yetiştiremedikleri için de çoğunun yetersiz beslenmeye maruz kalmasına neden oluyor.

5. Andamanese Kabilesi

Andamanese, Negritos olarak da sınıflandırılır, ama boylarının son derece kısa oluşundan ötürü (örneğin erkekler 1.50 den kısalar) pigme olarak da adlandırılırlar. Andaman adasının Bengal koyunda yaşıyorlar. Aynı Batak kabilesi gibi onların da Afrika’dan göç eden ilk gruplardan biri olduğunu düşünülüyor ve 18. Yüzyıla kadar büyük ölçüde bir soyutlanma ile gelişiyorlar. 19. Yüzyıla kadar daha nasıl ateş yakılacağını bile bilmiyorlardı.

4. Piraha Kabilesi

Amazon ve Brezilya boyunca pek çok küçük, ilkel kabile olmasına rağmen, Piraha kabilesi büyüleyici bir kabile çünkü onların yeryüzündeki diğer insanlarınkinden çok farklı bir dilleri ve kültürleri var. Daha önce de bahsettiğimiz gibi Piraha dili çok garip özelliklere sahip. Dil birkaç ses içeriyor fakat hiçbir renk, sayı veya geçmiş zamana dair kelime mevcut değil. Bazılarınız anı yaşayan Pirahalıların bu tuhaflıklarına basit diyebilirsiniz. Oysa, onlar komün bir yaşam sürdükleri için saymaya ihtiyaçları yok.

Belirli bir tarihiniz yoksa bir şeylerin kaydını tutmak zorunda değilseniz ve sadece görebildiklerinize inanıyorsanız gereksiz birçok dile ihtiyacınız kalmaz.

Pirahalar genel olarak Batılılardan çok farklılar. Misyonerlerin mesajlarını tüm güçleriyle reddediyorlar ve bizim teknolojimizle hiç mi hiç ilgilenmiyorlar. Liderleri yok ve bizim gibi cinsel takıntıları da yok. İhtiyaç duyulan kaynakları sağlamak için diğer insanlarla ya da kabilelerle cinsel veya duygusal ilişkiler kurmuyorlar. Çok fazla dış temaslarda bulunmadıkları için, bu grup yüzyıllar boyunca değişmeden kalabilmiş.

3. Takuu Akol Kabilesi

Takuu Atoll, Polinezya kökenli bir kabile fakat aykırı bir kültüre sahip oldukları için Polinezya üçgeninde yaşamaktansa Melanesia bölgesinde yaşamayı tercih ettikleri düşünülüyor. Takuu Atoll’un, Polinezya’nın benzer halklarından daha farklı ve belirgin bir kültürleri var. Çünkü, Takuu Atoll kabilesi üyeleri yaşam tarzları konusunda yabancı etkenlere karşı son derece korumacılar. Öyle ki, 40 yıldır misyonerliğin yasaklanması için çalışıyorlar ve sonunda, bunu, içinde bulunduğumuz bu yüzyılda başardılar..

Ne yazık ki, iklim değişikliği Taku’nun yaşamını kötü etkiliyor. Hatta okyanus, yakında adanın tamamını yok edebilir. Yükselen deniz seviyesi, onların tatlı sularını kirletiyor ve ekinleri su baskınlarından etkileniyor. Belki de bu yüzden yakında orada yaşamak imkansız hale bile gelebilir. Bu durumu engellemek için yapılan set kurma çalışmaları da sonuç vermiyor ve şu günlerde, yerlerini kalıcı olarak değiştirmeyi tartışıyorlar.

2. Dukha Kabilesi

Çoğumuz ren geyiklerinin, sadece, Noel babanın kızağını çeken fantastik yaratıklar olduğunu düşünüyoruz fakat Dukha’lar için bu hayvanlar hayati önem taşıyor. The Dukha, Tang hanedanı tarihinin öncesine dayanan, Moğolistan’ın son göçebe ren geyiği çobanlarıdır. Bu soğuk ve dağlık bölgede çok az kaynakları var, bu yüzden süt, peynir, ulaşım, avcılık ve turist çekmek için ren geyiklerine bel bağlamış durumdalar.

Fakat, birçok küçük kabile gibi Dukha Kabilesinin de yaşamları tehlikede. Çünkü ren geyiği nüfusu gittikçe azalıyor. Bu düşüşe sebep olan çeşitli faktörler var ama en büyük sebebi avlanma. Daha da kötüsü, Moğolistan’da altının keşfiyle birlikte topraklarına bir sürü madenci geldi ve artık yaban hayatları da tehlikeye girdi. Genç nüfus, artık kentte yaşamak için topraklarını büyük zorluklar çekerek terk ediyor.

1. El Molo Kabilesi

Kenya’nın yüzlerce yıllık El Molo kabilesi, ülkedeki en küçük kabile olmakla birlikte, aklınıza gelebilecek her çeşit tehditle karşı karşıya. Zaten, etraflarındaki diğer kabilelerin sürekli tacizlerinden dolayı, küçük bir bölgede izole şekilde yaşıyorlar, fakat hala huzuru bulmuş değiller.

İsimleri, “hayatlarını büyük baş ya da küçük baş hayvancılık dışında şeylerden kazanan insanlar” anlamına gelen bu kabile, hayatta kalmak için yalnızca balıkları, su canlılarını ve ticareti kullanıyorlar. Fakat, ne yazık ki, onlar için büyük bir öneme sahip gölleri, her geçen yıl 30 santimetre kadar yok oluyor ve bu durum suyun daha bazik olmasına, kirliliğin artmasına ve balık popülasyonunun azalmasına neden oluyor. Eskiden bir, iki günde yakaladıkları balığı yakalamaları için şimdi bir hafta uğraşmaları gerekiyor. Ayrıca, bu balıkları yakalamak için timsahlar tarafından öldürülmeyi göze alarak suyun daha derinliklerinde gitmeleri gerekiyor. Bu bölgede, bir de komşu kabilelerin de dahil olduğu, büyük bir balık avlama yarışı var ve koşulların kötüye gitmesi durumunda, El Molo, karşı koyamadan, muhalif kabileler tarafından kolayca istila edilebilecek durumda.

Bunca şey yetmezmiş gibi, bir de kolerayla başları dertte. Her sene yaşlı, genç bir sürü insan koleradan hayatını kaybediyor. Günümüzde El Molo’nun nüfusunun 400’e kadar gerilediği tahmin ediyor ve antropologlar, bunlardan sadece 40’ı kadarının saf El Molo olduğunu düşünüyor.

Dahada İlginç Listeler Okumak İstermisiniz ? Sayfamızı Beğenmeniz Yeterli.

 

Bu Konu Hakkında Yorum Yapabilirsin


Like it? Share with your friends!

119
119 points

Bunlarda Dikkatinizi Çekebilir

Choose A Format
Personality quiz
Series of questions that intends to reveal something about the personality
Story
Formatted Text with Embeds and Visuals
List
The Classic Internet Listicles