Eyfel Kulesini İki Defa Satan Üçkağıtçılar

0
542

Gerçekten her dakika bir salak dünyaya geliyorsa, karşılığında onu biraz fazla akıllı yapacak bir dolandırıcı da dünyaya geliyordur. Bütün dönemlerin en inanılmaz üçkağıtçılarından ikisi, Avusturyalı Kont Victor Lustig ile ufak çaplı bir Amerikalı suçlu olan Daniel Collins’tir. Bu çift, Paris’in simgesi olan Eyfel Kulesi’ni tam iki defa satmayı becermişlerdi.

Gerçek ismi Robert V. Miller olan Victor Lustig, 4 Ocak 1890’da şimdilerde Çekya sınırları içinde bulunan Bohemya’da doğmuştu. Babası, yaşadıkları ufak kasaba Hostinne’in yöneticisi olan orta düzey bir insandı. Lise eğitimi bittikten sonra eğitimine devam etmesi için babası onu Paris’e üniversiteye gönderdi. Victor’un zeki bir çocuk olduğu belliydi. 19 yaşına geldiği zaman anadili Çekçe dışında İngilizce, Almanca Fransızca ve İtalyancayı oldukça kesintisiz olarak konuşabiliyordu. Fakat asıl yetenekli olduğu alan pokerdi ve daha çok okumaya isteği olmayan Lustig, kafasını dolandırıcılıktan yana tercih seçmişti. İlk vakaları Fransa-Amerika birleşik devletleri arasında transatlantik gemiler ile seyahat eden varlıklılerdi. Onlarla poker oynuyor ve el hızlılığı yardımıyla her defasında yüklü paralar kazanarak dönüyordu. Fakat 1. Dünya harbinde’nin patlak vermesi onun bu fazla karlı işini tehlikeli hale sokmuştu. Öyle ya, Lusitania batırıldıysa, kendi bindiği aracın da bir gün Almanların hedefi olmamasının garantisi yoktu. Sonuçta zorunlu olarak ara verdi ve Amerika birleşik devletleri’ne yerleşti.

Fakat Amerika birleşik devletleri’de kaldığı zaman boyunca da hiç boş durmadı ve insanları kandırmaya devam etti. Yakalanmadı mı? Elbette yakalandı. 1922 Yılında Missouri’de banka ipoteğindeki harap durumdaki bir çiftlik satışı işinde American Savings Bank’ı kandırdığı için tutuklandı. Banka görevlilerine çiftlik için 10.000 dolar ve 22.000 dolar dşayetinde tahvil olan iki zarf göstermiş ama imza atıldıktan sonra el hızlılığı ile o zarf ilerı içi boş iki zarfla değiştirmişti. Fakat öylesine razı edici bir konuşmacıydı ki, Kansas’da göz altına süre banka yöneticileri ve polisi “büyük bir hata yaptıkları” konusu ile ilgili razı etmeyi becermiş, sorumlular başlarına sorun olacağını anladıkları bu adamı, cebine 1.000 dolar da para koyup başlarından savmıştı.

Lustig kuşkusuz üçlık kariyerine ara vermedi. Kanada’ya geçerek üçlık kariyerini sürdürdü. şimdiki hedefi, Linus Merton isminde varlıklı bir bankacıydı. uzman bir hırsızla anlaşan Lustig bankacının cüzdanını ona çaldırttı. Adi hırsızlık sizi şaşırtmasın zira Lustig’in isteği çok fazla diğerydı. Ertesi gün çalınan cüzdanı içindekiler kusursuz bir şekilde bankacıya teslim eden Lustig kendisini “ailesinin servetine 1. Dünya harbinde sırasında el konulan fakat içeriden aldığı tüyolarla at yarışları oynayarak iyi para kazanan” bir girişimci olarak tanıttı. İstiyorsa yeni arkadaşına da içeriden aldığı tüyolarla iyi paralar kazandırabilirdi. Tek koşul, kuşkusuz vereceği tüyoların saklı kalmasıydı. Yeni dostuna kumar oynaması için 30.000 dolar para veren bankacı, bir daha Lustig’i hiç göremeyecekti!


Eyfel Kulesi’ni satma hikâyesi, Kont Victor Lustig’in 1925 Yılında bir gazetede bakımı olabildiğince pahalıya mal olduğu için sökülmesi gerektiği hakkında bir makale okumasıyla başlamıştı. Victor Lustig’in kafasında haberi okur okumaz bir şimşek çaktı. Pekala Eyfel Kulesi’ni açgözlü fakat saf bir işadamına hurda olarak satabilirdi! Dünyada salakdan fazla fazla ne vardı ki!

Kont, bu işi başarmak için Amerika’dan beraber geldiği partneri Daniel Collins ile beraber Paris’in en lüks oteli olan Krillon Oteli’nde bir daire tuttu. Kendisini Fransız Bayındırlık Bakanlığı görevlisi olarak tanıttığı ve Eyfel Kulesi’ne teklif vermelerini istediği bir mektubu Paris’in en tanınan hurda tacirlerine yolladı. Beş işadamı daveti ciddiye alıp otele geldiği zaman hepsine burada yapacakları konuşmalarının saklı kalacağı konusu ile ilgili söz verdirmiş, sonra da Eyfel Kulesinin yıkılma tehlinetde olduğunu ve sökülmesi gerekeceğini söylemişti. Ünlü anıtın hurda demirleri için teklif istiyordu. Kont, bakanlığın böylesine sevilen ulusal bir anıt için kamuoyunun reaksiyonu büyük olacağından, böyle saklı bir toplantı ve sözlere başvurduğunu da açıklamıştı.

Bir hafta içinde teklifler verildi ve Kont, hurda tüccarı Andre Poisson’un teklifini kabul etti. Anlaşma yapıldı. Kont’un sekreteri Collins’in de tanıştırıldığı son toplantıda, iş için kaparo olarak banka çeki verildi. Dolandırıcılar, bunun sonrasında ustaca bir darbe fazla indirdiler. İşi basitlaştırmak için sorumlulare rüşvet vermeleri gerekeceğini ifade ettiler. Hurdacı buna da ikna oldu ve bu kez rüşveti nakit olarak verdi. İçinde bir parça kuşku varsa, o da giderilmişti artık. Rüşvet, adamların Asılten bakanlıktan olduklarının kanıtıydı. Lustig ile Collins, parayı aldıktan sonra 24 saat içinde ülkeyi terk ettiler. Ama sahtekârlıklarının sonrasında kopmasını bekledikleri gürültü bir türlü gelmemişti. Çünkü kandırıldığını anlayan hurdacı, utancından ve ticari kariyeri zedeleneceğinden ötürü dolandırıldığını polise bildirmemişti.

View of Eiffel Tower.Paris.Old style photo.

İki kafadar bunun üzerine Paris’e döndüler; aynı oyunu bir kere fazla tezgâhlayıp Eyfel Kulesi’ni bir diğer hurdacıya fazla sattılar. Fakat bu sefer dolandırılan işadamı polise başvurdu. Afişleri Avrupa’nın her tarafına dağıtılan ve en fazla aranan suculular arasına giren çift, selâmeti tekrar Amerika birleşik devletleri’ye kaçmakta buldu.

Tarihin en büyük üçlarından biri olan adamımız kuşkusuz Amerika birleşik devletleri’ye döndükten sonra kaldığı yerden devam etti. 1926 Yılında yeni kurbanı olarak seçtiği Herman Loller isminde Floridalı bir galericiye yeni makinesini tanıttı. Anlattığına göre kendi icadı olan bu makine her altı saatte bir 100 dolarlık banknot basıyor ve basılan banknotun sahte olduğunu bankerler bile anlayamıyordu. Deneme için makineye boş kağıtlar ve iki tane 100 dolarlık banknot yerleştiren Lustig, Loller’la altı saat bekledikten sonra makineden çıkan ve kendi koyduğu 100 dolarlık banknotun, makine tarafından basıldığına adamı razı etti. Makinenin satışından 25 bin dolar alan Lustig bir kez fazla kayıplara karışmıştı.

Lustig’in üçlık kariyerini bitiren olay, Tom Shaw isminde Nebraskalı bir kimyagerle beraber sahte fatura basmaya başlaması oldu. Piyasaya her ay giren 100.000 dolar dşayetindeki sahte faturalar (enflasyon farkı göz önüne alındığında şimdilerde 1.500.000 dolara yakın) doğal olarak saklı servisin de dikkatini çekmişti. Federal ajanlar bütün Amerika birleşik devletleri’de piyasaya sahte fatura zamann bu üçnın peşine düşmüştü. Yakalanmayacağını düşünüyordu fakat sevgilisi Billy May’in onun Tom Shaw’ın sevgilisi ile ilişkisi olmasından kuşkulanıp bir kıskançlık krizinde yerini polise ihbar etmesi yolun bitişiydi.

Sonunda yakalanmıştı fakat mahkemesinden tam bir gün önce cezaevinden firar etmeyi başardı. Fakat firarı uzun sürmedi. 27 günün ardından Pittsburgh’da yakalanıp 5 Aralık 1935’te yargıç karşısına götürüldü. 15 Yıl hapis mahkumu alan Victor Lustig hayatının geri kalanını artık Alcatraz Hapishanesi’nde sürdürecekti. 11 Mart 1947’de 57 yaşında iken beyin tümöründen vefat ettiğinde, vefat belgesindeki meslek hanesinde üçkağıtçı değil “pazarlamacı” yazıyordu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here