Dünya’nın En Tehlikeli Coğrafyası Bulundu.

0
994

Dünya Tarihinin En Tehlikeli Yeri: Geniş kapsamlı bir makaleye göre, Sahra Çölü’nün kenarında uzun zamandır bilinen ancak üzerinde az bir süre çalışılmış olan Kretase (tebeşir) kayası, dinozorlar için eski bir zeminden daha fazlasıydı.

Doğu Fas’taki Kem Kem Grubu, Dünya’nın tarih öncesi geçmişinde yaşamak için fosil yakıtlarında da görüldüğü gibi büyük gövdeli etoburların korkunç üstünlüğüne dayanarak en tehlikeli yeri ve zamanı başlıca temsil edebilir.

Araştırmacılar, bu yaygınlığın – otobur hayvanların göreceli kıtlığının aksine – karşılaştırılabilir modern karasal ekosistemde bulunamayan dev et yiyicilere karşı bir önyargı oluşturduğunu söylüyor.

Detroit Mercy Üniversitesi’nden paleontolog (yüz binlerce yıl önceki hayatı inceleyen kişi) Nizar İbrahim, “Burası, Dünya gezegeni tarihindeki tartışmasız en tehlikeli yerdi. Bir zaman yolcunun çok uzun süre dayanamayacağı bir yer” diyor.

700

Yeni bir çalışmada, İbrahim ve ekibi daha öncesinde “Kem Kem yatakları” olarak tabir edilen fosil kanıtlarının bolluğunu yeniden gözden geçirdi. Fas-Cezayir sınırının yakınında bulunan fosil açısından zengin antik tabakalar Geç Kretase (Tebeşir Dönemi) dönemine kadar uzanıyor.

Bu yerin varlığı yalnızca paleontologlar için değil, aynı zamanda ticari fosil avcıları için de uzun zamandır biliniyor. Yani bu demek oluyor ki eski dinozorların, sürüngenlerin ve diğer canlıların çoğunun yağmalanmış kalıntıları artık özel koleksiyonlarda ve dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda.

Bu izole edilmiş fosillerin dağılımı, Kem Kem Grubu’nun fosil taşımacılığının gerçekte neyi temsil ettiğine dair birleşmiş bir genel bakışı gözden kaçırdığımız anlamına gelir. İbrahim ve diğer araştırmacılar, çeşitli kıtalarda koleksiyonlara yapılan ziyaretleri içeren yeni analizleriyle bunu düzeltmeye çalışmışlardır.

Ünlü Alman paleontolog Ernst Freiherr Stromer von Reichenbach 1936’da son ve büyük eserini yayınladığından beri, “Bu hemen hemen bir yüzyılda Sahra’daki fosil omurgalılar üzerinde yapılan en kapsamlı çalışmadır.” diye açıklıyor David Martill.

Ibrahim, Derlemenin “Afrika’nın dinozorlar çağına açılan bir pencere” sunduğunu ve Kem Kem Grubunun aslında alt Gara Sbaa ve üst Douira oluşumları olarak isimlendirilen, fosil bakımından zengin iki ayrı bölgeyi kapsadığını öne sürüyor.

Her iki oluşum da eski timsahların, balık kalıntılarının, kaplumbağaların yanı sıra bir dizi dinozor ve uçan sürüngenlerin, çeşitli omurgasızların ise bitki ve iz fosillerini sergilemektedir.

70

Kem Kem paleo ekosisteminin muhtemelen en göze çarpan özelliği, o zamandan beri ‘Stromer’ın bilmecesi’ olarak bilinen hem Kem Kem Grubunda, hem de Mısır’ın Bahariya Oluşumunda görülen yırtıcı ve otçul dinozorlara karşı aşırı bolluğun olmasıdır.

Kem Kem Grubu ile ilgili olarak, bu dört farklı tipte theropodun (arka uzun bacakları ile yürüyen ve kısa kollara sahip olan bir dinozor türü) (diğer türleri olan abelisaurid, Spinosaurus aegyptiacus, Carcharodontosaurus saharicus ve Deltadromeus agilis) varlığıyla gösterilirken, araştırmacılar bunun gibi çoğu Mezozoik oluşumda sadece bir veya iki büyük gövdeli yırtıcıların bulunacağını söylüyor.

“Büyük gövdeli dinozor yırtıcılarının bol olmasına ilave olarak hem Kem Kem hem de Bahariya topluluklarında bulunan dört büyük gövdeli yırtıcıdan en az üçü, kaydedilmiş olan en büyük (ilk yüzde on) dinozor avcıları arasında.”

Aynı zamanda, büyük gövdeli otçulların fosil kayıtlarında ne bol ne de çeşitli olduğu söyleniyor. Ancak büyük et yiyenlerin yanında yaşamalarına rağmen, “diğer birçok Kretase oluşumunda olduğu kadar çeşitlilikli ne de fosil olarak yaygın değil.

Her şeye rağmen, yemek için yine de bolluk vardı. Bu dinozorlar aşağı yukarı  100 milyon yıl önce dünyamızdaydı. (fakat bazı fosiller için 115 milyon yıl öncesine kadar), bölge geniş bir nehir sisteminin başıydı ve bol miktarda balık ve diğer deniz canlıları vardı. Bu sayede theropod popülasyonu yaşamını kolayca sürdürebildi.

Martill, “Burası dev coelacanths  ve lungfish  de dahil olmak üzere kesinlikle muazzam balıklarla doluydu” diyor.

“Onchopristis adında devasa dişleri olan devasa bir tatlı su “testerebalığı” var. Bunlar dikenli hançerlere benzerler ancak güzel bir şekilde parlak olanından.”

Kaynak : Zookeys

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here