Akbaba Ve Afrikalı Çocuk Fotoğrafını Çeken Kevin Carter’ın Hikayesi!

0
8991

Kevin Carter 13 Eylül 1960 tarihinde dünyaya geldi. Annesi ve babası; katolik ve liberaldi. Kevin Carter eczacı olmak istiyordu ancak daha sonra okumaktan vazgeçerek okulu bıraktı ve askere gitti. Hava Kuvvetleri’nde dört yıl görev yaptıktan sonra 20 Mayıs 1983 tarihinde Church Street’te 19 kişinin ölümü ve 217 kişinin yaralanmasına neden olan bombalı saldırıdan sonra gazeteci olmaya karar verdi. Kevin, ilk önce spor fotoğrafçısı olarak işe başladı.

11 Mart 1993 tarihinde İspanyol gazeteciler José María Luis Arenza, Luis Davilla ve Japon gazeteci Akio Fujiwara ile birlikte Birleşmiş Milletler’e ait insani yardım gemisiyle Güney Sudan’a gittiler. BM yetkilileri bir köy yakınında kurdukları merkezde yerlilere mısır dağıtmaya başladılar.

Kevin Carter bu sırada etrafı dolaşmak için bulunduğu merkezin biraz dışına çıktı. Bir kilometre kadar kamptan uzaklaşmıştı ki hayatını değiştirecek o olayla karşılaştı: Küçük bir kız çocuğu kampa doğru gelirken yığılıp kalmıştı ve hemen arkasında çocuğun ölmesini bekleyen bir akbaba vardı…

Kevin Carter akbabayı korkutup kaçırmamak için 10 metre kadar yaklaştı ve fotoğraf makinesinin deklanşörüne bastı. Fotoğrafı çektikten sonra akbaba oradan uçtu ancak geri dönmüş de olabilir, çünkü Kevin Carter çocuğa yardım etmeden oradan uzaklaşmıştı. Fotoğrafı çektikten sonra ne mi oldu? Fotoğraf iki hafta sonra New York Times’ta, bir sonraki gün ise dünyanın pek çok yerinde yayımlandı.

İnsanlar fotoğraftaki minik kız çocuğunun kaderini sormak için gazetelerle temasa geçti. Sudan’a yapılan insani yardımlar bir anda patlama yaptı. Nisan 1994’te bu fotoğraf için dünyanın en prestijli gazetecilik ödüllerinden olan Pulitzer Ödülü Kevin Carter’a verildi. Dünya Kevin Carter’ın çocuğa neden yardım etmediğini konuşuyordu. Kevin Carter dünya çapında ağır eleştirilere maruz kaldı. Çocuğun akıbeti bilinmiyordu, kimisi annesi gelip aldı dese de bu kesin bir bilgi değildi.

Kevin Carter bu durum için kendisini șöyle savunmuştu; “Bulaşıcı hastalıklar nedeniyle hiç kimseye dokunmamamız konusunda uyarılmıştık, üstelik ben yardım görevlisi değilim, fotoğrafçıyım.” Ancak bu açıklamasından sonra Kevin Carter’a daha fazla yüklendiler. Kevin tüm dünyadan eleştiriler almaya devam etti. Kevin, belki o kıza yardım edebilirdi ama etmedi bu yüzden eleştirilebilir, bu gayet normal. Fakat şu da varki nedense hiç kimse büyük resmi görmüyordu. O çocuk neden o haldeydi? Afrika’da bunlar normal miydi? Ülkenin neden ve kimler tarafından sömürüldüğünü hiç kimse konuşmadı. Herkes sadece Kevin Carter’ın o çocuğu neden kurtarmadığını konuştu. Kevin insanlık adına bir yanlış yapmıştı ve eleştiri alması çok normaldi ancak ikinci yanlışı tüm dünya yapıyordu. Afrika’yı bu hâle getiren ülkeler de bir o kadar eleştirilmeli ve sorgulanmalıydı…

Nitekim Kevin Carter bu eleştirilere daha fazla dayanamadı, 27 Temmuz 1994 tarihinde Johannesburg’da arabasını bir çocuk parkının yanına çekti ve egzozun dumanını içeriye verdi. Kulaklığını taktı ve tüm dünyaya mektuplar yazdıktan sonra intihar ederek hayatına son verdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here